Türkü

Aralık duran bir kapıdan daha geç; zaten nasıl mümkün olsun aksi? Kapı olduğu yerde durur aralık da olmadığı yerde durmaz mı? Duran ay var mı ki? Her şey geçiyor; hiçbir şey unutulmuyor. Verilen sözler ki her biri ayrı bir enstrümanın gerilen telleri, her duyulduğunda daha tizleşiyor; yakında çıkar frekanstan. Uçak mı bu ay geçen, kaçak mı bu hayat gezen! Devam eden bazı şeyler o aralık boyunca ya kapanırsa! Olmaz mı aksi; baktığında akan suya zehir mi ilaç mı bilmediğin o güzelim gözlerinin, göz alabildiğince ve olabildiğince siyah, aynası da ruhunun. Bir tane var elbet, gördüğüm. Çok sıcak bir aralık bu, geçse ya rahatça yanmadan; hem kaç hakkı kaldı diye düşünmesine gerek yok. Bir el feneri yakar mı sözleri (mi?). Şimdi dikkatli bak satırlara tertemiz gör aksini ispat edebilecek varsa üç balon verecek olanın tut ellerini düşmekten korkmayanın sonu ne olur bilinmez ya bazen aptallıktır fazlası. Git oku getir kendini buralardayım ben merak etme! Ardında bıraktığın yılların birinde aralık duruyor gözlerim yolunu geleceksin belki de sarılıp bir evde tek başına ararsın çıkışı bir ışık sızarken o bırakılan telde. Sen alma bunu bırak derinliğinde yüzün boğulmaktan korkmak yersiz kimsesiz çocuklar gibi solar gözlerim olanı biteni hiç sevememiş olmam ne derece tartışılır ne de sıcaklığı hissedilir bilmiyorum hiç hissetmedim desem yalan olur da bir gün istersen o eve gelmeyi ben alırım hem seni hem bunu…

27 – 28.05.2013

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir