Peşinden…

Büyük bir hızla önünden yürüyor. Adımlarını ne kadar hızlandırsan da yetişemiyorsun. Bir an tökezliyor, düşecek gibi oluyor. Utanmasan sevineceksin; utanıyorsun. Onu tanıyorsun. Yıllardır. Yollardır. Gözlerinin yaşlı olduğunu biliyorsun ve bunu son derece tuhaf buluyorsun. Biri dürtse seni kendine geleceksin ama durmuyorsun ki yerinde! Hem zaten hiç sevmezsin de! Kafanın içindeki sesleri susturursan yalnız kalacağından korkuyorsun. Tam bu anda, yorar tabii, diyecek gibi oluyorsun ama bu sefer de kendini tekrar düşmekten korkuyorsun. Dinlensen keşke biraz! Belki o zaman sakinleşirdi sahilindeki fırtına. Kediler, köpekler ve sevdiğin her şey senden kaçıyor baksana! Silsene gözlerindeki yaşları! Neyi hangi zamanda kullandığını kimse anlamayacak. Bekleme anlaşılmayı; anlamaya devam et sadece. Bir an tökezliyorsun, düşecek gibi oluyorsun ve yüzüstü yere yapışıyorsun. O an duruyor, dönüp sana bakıyor. Sana gülmek gibi bir niyeti olmadığını anlayabiliyorsun. Kimsenin olmadım, olmayacağım, diyor; ama sen benimsin, diye de ekliyor. Anlıyorsun. Değil mi?

18.03.2017 / Cumartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir