Kediler ve Tren

Geçip giderken yakaladım, tutundum kıyısından köşesinden. Varacağı istasyon belli olmasa da hala yolda tren. Vagonlar boşalmış, yeniden dolmuş. Eski makinistin bir kız çocuğu olmuş; adını Hayat koymuş. Hayatın belirleyiciliği olsun demiş Hayat’ın hayatında. Gözleri yeniden açılmış akşamın gözlerinin ve hemen bir tarama yapmış, var mı tersi geçerli olmayan önermeler yapan, diye. Kimseden çıt çıkmıyormuş, herkes sus pus… Yeni makinistle tanışmadım henüz; gerçi daha atlayamadım bile vagona. Silkelenip duruyorum vagonun tutunduğum ucunda. Tutup çeker mi beni vagona, bilinmez! Bugün ne olacağını kim bilebilir ki! Planlı hareket etmeyi bırakalı epey bir zaman oldu. Bu yolda bana yalnızca kediler dost oldu; beni bir tek onlar anladı. Şapkamı çıkartıp selam verdim çizmeli kediye. Gözleri parladı, mutlu oldu: “Teşekkür ederim saygıdeğer şövalye” dedi. Gülümsedim ve “bana aşkın resmini çizmelisin kedi” dedim. Güldü. Şapkasındaki tüyü çıkarttı ve önüne bir parşömen aldı…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir