Katatonik

Ne arıyorum ki beyazın içinde her şey maviyken! Tam bulduğumu düşünürken seni benden uzaklaşma hızın baş döndürücü. Her şey düz bir yoldan ibaret gibi dursa da hiç de mükemmel olmayan bir çemberde dönüyormuşum gibi hissediyorum bazen. Yalan söyledim. Söylüyorum ama inanan olmuyor. Herkes başka bir şeye inanmakla o kadar meşgul ki… Unutmamam gereken şeyler var çoktan unutmuş gibi göründüğüm. Nedeni bilsem şimdi elimde kalem olmazdı! Çok mu güçlüyüm sanıyorsun? Belki de! Biliyorsun gerçi her şey elimde yıldızlar bile; kimsenin sevgilisi olmasam da genç bir kedinin bile… Gözlerimin çok hassas olduğunu söylüyorsun. Bir Temmuz ayı yıkar bu kadar insanı bir de belki Ekim. Savunmasız yakalanırsan yersin suratına yumruğu. Bu şehirde bazı şeyler fazla, bazı şeyler de eksik ama ne fazlalıklar farkında fazla olduklarının ne de eksikler eksik olduklarının… Ne güzel bir yüzün var senin öyle! Kendini kaybediyordur bakmaya cesareti olan derinliğine. Bazen çizim yeteneğimin olmasını çok istiyorum; bazen de elindekilerle hiçbir şey yapamıyorsun, bir fazlasıyla ne yapacaksın, diyorum. Hak verenler oluyor elbette. Her şeyin gerçekleşme olasılığı %50 değil mi temelde! Bırak boş kalsın bazı katlar. Beni göremiyorsan ışıkları yak. Hala göremiyorsan hayalet… Sesin nasıl acaba! Darmadağın çekmeceler içinde kaybettiğim kimliğimi bulamıyor olmamın sebebi orada kaybetmemiş oluşum olabilir mi? Peki nerede, ne zaman kaybettim savaşı? Bin yıl önce mi? Vampir miyim? Belki… Sıkıldım her şeyi tekrar tekrar tekrar yaşamaktan. Kapatmışlar tüm kapıları, tüm çıkışlar tutulmuş…

22.04.2015 / Çarşamba

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir