Kalem ve Beden

Neden yazdığımı bilmediğim bir yazı olacak bittiğinde. Önümde bomboş uzanan satırlar hassas dokunuşlarımı bekler gibi. Ürkek bakışları üzerimde, parmaklarım gezinirken teninde. Yay gibi gerili bedeni, yaşadığı hazzı gizlemek ister gibi. Sessizliği bozan tek şey kalemimin kağıtta gezinirken çıkarttığı ses. Sayfa gergin, bedeni gibi. Vermek istediği hazzı tutuyor içinde. Neden yapıldığı belirsiz hareketlere dönüşüyor bedenlerimizin devinimi. Kalemle kağıt arasında nasıl bir ilişki var? Kalem olmadan boş kalır beden; kağıt olmadan anlamsızlaşır parmaklarımın hareketleri. Yumuşak dokunuşlar sertleştikçe artıyor kağıdın gerginliği. Parmaklarım gezdikçe bedeninde, bir kontrbassın tellerini okşar gibi, yaklaştığını hissediyor hazzın doruğuna. Sertleşen hareketler, kağıdın üzerinde büyük bir hız ve ustalıkla dans eden kalem… Şiddetli kasılmalarla boşalan gerginlik bırakırken yerini tüy gibi hafiflemişlik hissine, kağıtla kalemin ayrılık vakti geliyor. Buruk bir veda sahnesi canlandırıyor bedenlerimiz, kopmak istemiyor kağıt, ona huzur veren kaleminden. Neden yazıldığı belli olmayan bir yazının sonuna gelindiğinde artık dolu olan satırlar, kimbilir kime neler anlatıyor!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir