Gör-me

Kırık aynalarla dolu bir odaya kapatılmıştı. Çıkışın nerede olduğunu göremiyordu. Daha kötüsü, kendisinin nerede olduğunu da göremiyordu. Hayatının gözlerinin önünden geçip gittiğini gördüğünde ne kadar şaşırdıysa, şimdi onun üç katı şaşırmıştı. Otuz, dedi kendi kendine sanki gülünecek bir şey varmış gibi! Yeteri kadar gülmedin mi sence de, diye sordu bir ses, pes. Hep gülemez mi biri, diye sordu o da, yalnız olmadığını anlayıp irkilmeden üç saniye önce. Kim var burada benden başka, diye bir soru yöneltti ve sen yoksun ki cevabıyla karşılaştı. Elini sıkmak istese de yersiz olduğunu düşünüp caydı. Zaten hiçbir yere hiç bir yere ait, sahip ol(a)mamıştı! Uykusunun geldiğini hissetti bir an. Çıkıp gitmek istediyse de odadan çıkışın nerede olduğunu bilmiyor olduğunu hatırlayınca canı sıkıldı. Peki çıkışın nerede olduğunu biliyor olabilir misin, diye bir soru yöneltti boşluğa. Ayna içinde ayna içinde ayna içinde, cevabıyla karşılaştı bu kez, pes. Umutsuzluğa mı kapılsam yoksa paniğe mi, diye düşünmeye başladı. Tamam, dedi, bu bir oyun, sen de şu film serisindeki psikopatsın, ha ha, güldüm, komikmiş, ne günah işledim peki ben sana göre veya sana karşı nasıl bir hatam oldu… Ben yokum ki, dedi ses. Pes! Ben yokum, sen yoksun; o zaman bu oda da yok, dedi. Güldü ses ve yaklaştın ama tam değil, dedi. Şah! Evde olsam ne güzel Ende okurdum, belki çözümü bulurdum, diye düşündü. Bir süre sessiz kalmaya karar verdi. Kendini neden göremiyor olduğunu anlamak istiyordu önce. Yüzlerce yüz görüyor olması gerekmez miydi normalde? Normal de ne! Aynalara bir dokunabilse bulurdu çıkışı belki ama hiçbir şeye dokunabilecekmiş gibi bir hali yoktu. O sırada aklında bir şarkı çalmaya başladı. Burada bir şey var mı, diye sordu aklına bir şey gelmiş gibi. Daha içeri bak, dedi ses. Bir şey görmüyorum ki, nereye bakayım, dedi isyankar bir şekilde. İsyan etme, şükret, dedi ses ve ekledi, evet burada bir şey var, onu bul! Kendi ekseninde dönmeye başladı. Ne yapıyorsun diye sordu ses, ters. Onu arıyorum, diye cevap verdi, onu bulmak için etrafıma bakmam gerekiyor. Hem sen beni nasıl görebiliyorsun, ben bu kadar aynanın içinde kendimi göremezken! Nasıl bir illüzyon bu? Kamera nerede? Nereye el sallamalıyım? Kendi sesindeki alaycı tonu fark ettiğinde içinde bir korku oluştu. Cam odanın sadece tavanı bile çökse onu öldürmeye yeterdi ama bir yandan da ben yoksam ölüm de yok, diye düşünüyordu. Kamera yok, illüzyon yok, bakmayı bilirsen sen de beni görebilirsin ve aferin git gide yaklaşıyorsun, dedi ses. Yuh! Oldu artık, zihnimi de okumaya başladığına göre konuşmama gerek kalmadı sanırım, dedi. Bu bir kabussa uyanabilir miyim artık, diye sordu. Bu bir kabus değil, dedi ses ama uyanmak konusu sana kalmış. Atman gereken tek bir adım kaldı, artık çözüme o kadar yakınsın. Karanlık kararlılık, kararlar bir anlık, diye düşünürken bunu daha önce nerede duymuş veya okumuş olduğunu merak etti bir an için. Tam o anda aklına bayat bir kelime oyunu geldiyse de kendini tuttu. Bir an gözlerini kapattı ve o anda gözlerinin önünden hiçbir şekilde kendisiyle ilgili olduğunu düşünmediği görüntüler geçmeye başladı. Önce bir patlama oldu. Ardından bilmediği bir şehrin deniz kenarında oturan, daha önce hiç görmediği bir cins kuş sürüsü panik içinde havalandı. Sonra, etleri yer yer soyulmuş, kim olduğu belli olmayan biri ona doğru yürümeye başladı. Vücudu ölümcül derecede ciddi şekilde yanmış olduğu halde nasıl yürüyebiliyor olduğu merak konusuydu. Bir başka görüntüde, küp şeklinde, içine 3-4 kişinin sığabileceği büyüklükte bir kutu vardı. Kutunun dış yüzü o kadar siyahtı ki, biraz uzun süre bakan biri kör olduğunu sanabilirdi. Kutu boşlukta asılı duruyordu. Git gide büyüyor mu yoksa yaklaşıyor mu olduğu anlaşılamıyordu. Artık kutunun siyahından başka bir ley görünmez hale geldiğinde karşısında dev bir ayna belirdi ve uzun zaman sonra ilk kez yüzünü gördü. Ayna, bir saniye sonra büyük bir gürültüyle patladı. Kırık ayna parçaları üzerine doğru gelirken, kurtulmanın tek yolunun gözlerini açmak olduğunu düşündü. Gözlerini açtığı anda kalbinde korkunç bir acı hissetti ve hiçbir şey göremiyor olduğunu fark etti. Düşünmeyi bırak, dedi ses, hisset! O anda beynine elektroşok uygulanmış gibi canı yandı ve oluşan bir anlık parlaklıkta bir şey gördü. Canının acısına rağmen gülmeye başladı. Artık biliyorum, dedi. Tabii ki biliyorsun, diye karşılık verdi ses. Mat!

05-11.07.2017

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir