Geçmiş(im(in)) Gölgeler(i)

Hayatlar üzerinden yollar yapmaya kalktı yürürlükten artık o sözler öyleyse kullanma düşündüğümde görüyorum yaptığımın aynısını yapıyor ben karışmam bazen ihtiyacım olan sadece bir kalem ve biraz da kâğıt basit oyunlarla kafiye yapmayı seviyor olsaydım ağıtla biten bir cümle kurardım onun yerine ağıtla biten hayatlar yaşadım yazdım bozdum çizemedim küstüm kırmızı bir değirmenin taşlarında un ufak bir umut kırıntısına tutunup ezilmemeyi diledi yollardan sonra ne geleceğini bilmiyordu kimse ve bana sordular geçenler de ne kadar geride kalmıştı(m) nokta küçüldükçe küçüldü boşluk(ta) da salınarak gezinen bir hayal et bana soruyordu koyu gri başka ne bekliyordun ki dinlenmeyi mi sözlerin(in) bir değeri olsaydı kaça kadar ben de hala kanıyor(mu)sun kıs kıs gülseler bile arkandan baktığını sanıyorsun ki çok normal sadece sandıklarınla yaşamak ne için(de) olduğunu bilmeden üzerimde dolaşıyorsunuz hala çalarak siyaha o şarkıyı neden bahsettiği(mi)ni bir tek benim anladığım adını hiçbir zaman söylemeyeceğim düş(tüğ)ün (yeri(n)) rengi değişmez geçiş yapay olmaz bir ağacın altında hangi yönden geliyorsa ışık çoktan seçmeliymiş gibi duru yor(ma) beni de kendini takip et(meli)sin mahkûm bir ömür boyu san(ma) geçen yıl(mıy)dı bilmiyorum zaten neyi yapanın kim olduğunu ama kaç kez geçtiğini görmedim bile bekliyorum içeride(n) gel(ir)sin diye yolda gözlerim kıyıda da gülümse sevgili(m) mutlu olur(um) yok oluşuma değilse ne yaparım bilmiyorum ama bir yolunu bulurum veya bir yılını içinde olmadığınız satırlarda olmasa bile bir esrar oradaydı her zaman deniz ve yaz günlerinde hissettiğim tek şeydi boşluk duymazsa renkleri bilen bir cerrah edasıyla enginlere açılan yelkenliyi hiç kimse durduramaz artık özgür bırakılmış geçmiş(im) önünden kaç kez aynı yerde akan sel olmuş ve gitmiş gölgeler ne yani aydınlanmak zor mu umut varken geçmiş bir(imin) ne olabilir kaç tane daha lazım yarına ne ad verirsin gözde(si) olur ışığın yansıması son perdede o kadar tiz ve bir o kadar temiz ve yorucu(yum) bazen de(mir) parmaklıklar ardında bıraktığın her şeyin aynası olur geçmiş olsun ne çıkar bahtımızda varsa biter sanma ki siler ve gölgeler durur yıllar(ca) neresinden tutsan elinde kalır(dı) hayal(et)ler yığılı üst üste altında can çekişen kim(?)liğim(in) ellerini bırak bana tel örgülerle sarılı bir çocuk parkı(nda) büyüyen gözlerimin ne anlattığımı ne de anlatmadığımı hiçbir zaman bilemezsin elinde ne olduğunu bir ışık belki tek yönlü belki çok yönlü yok eder hepsini silmek istersen kolayca bir bak nerelerden geçmişim ve hangi gölgeleri seçmişim amansızca ve pervasızca karala(sam) satırları biliyorum her duruma hazırlık olsun bu son yol artık(larla) yaşamak iyi değil daha güzel olmalı kaçamazsın ki anlardan biri çıkar günün birinde yine yoluna ve der ki sana gerek yok öyle uzun anlatılara kapı-m-a-çık (ar)tık evin içinde(n) daha yaşlı be(n)den her gün farklıyken ben nasıl aynı kalır(sa) her gün geleceklere alış yaşamaya bunlarla devam edemem desen bile yola bırakmazlar beni o gördüklerin belki rahatsız edici ama bunlar geçmişimin gölgeleri…

26.04 / 10.07.2013

Sarkaç Dergisi / Sayı 7

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir