Bilmiyorum

Eskiden yazdığım gibi yazmak istiyorum. Şu an saat kaç bilmiyorum. Acıdığını hissediyorum gözlerimin. Gözlerimin birilerine acıdığını değil, kendi acılarıyla yandıklarını hissediyorum. Gözlemlerime dayanarak söylüyorum, ben ölmek istiyorum. Güzel bir dönemi yaşayan ben, artık gitmek istiyorum. Bu ben bana zarar veriyor; anlatamıyorum. Ben artık yalnızca eskisi gibi yazmak istiyorum. Hayır, yalnız kalmaktan bahsetmiyorum. Bahisleri açıyorum, bakalım kim kazanacak! Bu kadar çabuk geçeceğini sanmazdım bir yılın! Hangisi olduğu önemli mi? Bu yazıyı sürdürebilir miyim sonuna kadar bu yılın? Hangisinden bahsettiğim belli değil mi? Artık anlıyorum ki yazamıyorum eskisi gibi. O halde böyle devam, içimden geldiği gibi. Oturup düşündüğümde eskiyi, bir sahne beliriyor gözümün önünde: Kollarımın arasında ağladığı, sinirden titrediği… Oturup düşününce düşünmemem gerektiğini geçmişi, bir sahne beliriyor gözümün önünde: Benin gidişi… Ve fark ettim ki, ben bırakmıyorum beni! Sanki istemiyormuşum gibi gitmesini, ölmesini… Kalem elimde hareket etmeye başladığında durmasını istemiyorum. Öldüğümde kalemim elimde olsun istiyorum, yazmamış olayım henüz son cümlemi; yazamamış olayım. Bunu istiyorum; belki de şunu… Ne istediğimi bir tek ben bilmiyorum. Ben sadece şarkı söylüyorum, süslü olmayan, sade şarkılar bazen ve parıldayanları bazen de; ama hep sade kalıyorum. Zaten daha fazlasını istemiyorum.

“Haberin yok, ölüyorum!”

Yakınlarda bir yerde olduğunu söylediler bana senin. Her neredeysen bir işaret ver de yanına gelip seni bir son kez göreyim; sonra da huzur içinde gidip bir palyaço şehrinde öleyim. Sahi, palyaçolar öldüklerinde nereye giderler?..

Telefonum eskisi gibi neşeli çalmıyor artık, boynunu büktü. Merak edip duruyor bir daha öyle çalıp çalamayacağın. Verecek cevap bulamıyorum, acıyan gözlerimi yere indiriyorum. Gözlerim doluyor taşsanıza artık, diyorum. Şimdi ben, boynu bükük telefonumun önünde usul usul ağlıyorum; tek damla yaş dökmüyorum.

Birden geliyor kelimeler kalemimin ucuna. Birden dönüşüyor kelimeler cümlelere. Daha hızlı yazabilmeyi isterdim. Bilirim aslında daha hızlı yazmayı; ama o zaman okumayı bilemem. Kelimeler birden geliyor. Hangisinden olduğunu bilmiyorum. O, tek olandan geliyor. O tanrı değil. Kendini biliyor mudur, bilmiyorum. Kaldı ki, ben de bilmiyorum onun kim olduğunu!

Aklımda onlarca kelime vardı. Onlar kimdi bilmiyorum; ama onlarca kelime vardı. Hiçbirini hatırlamıyorum şimdi. Yorgunluğu hissediyorum gözlerimde. Bir damla yaşın süzülüşünü izledim şakağımdan kulağıma. Söylememem gereken şeyler söylemek yapmamam gereken şeyler yapmak istiyorum. Beni kim tutuyor bilmiyorum! Bu kuralları kim koyuyor bilmiyorum! Bir duvara sağlam bir yumruk atmak istiyorum. Üşüyorum. Bilmiyorum…

18 – 21.12.2002

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir