Haritam

Önümde açık duran boş sayfaya bakıyorum; boş sayfa da bana bakıyor.

 Peki sonra?

Bakmaya devam ediyorum. Gördüklerimi anlatmaya çalışsam ne kadar başarılı olurum?

Bakalım!

Zaten bakmıyor muyum?

Bilmem!

Bir bilsem neler olacağını… Hayatımın yol haritasını çiziyorum kalemimle. Ressam mıyım? Olmalı mıyım? Harita çiziyorum sadece. Nerden geldiğimi çiziyorum önce; biliyorum nerden geldiğimi. Bomboş sayfanın üzerinde görüyorum geçmişimi. Sayfa beyaz; geçmişim karanlık! Ne yollardan geçmişim, köprüler inşa etmiş ve o köprüleri ellerimle yıkmışım. Sular köprülerin altından akamamış, köprüler suların altında kalmış. Barajlar kurmuş biriktirmişim. O barajlar çatlamış, darmadağın olmuş. Gitmeyi istediğim şehirler… Varmışım güneş de varmış. Şimdi, gördüm, bazılarını sel basmış, bazılarında sağlam bina kalmamış. Yıkıma bazen ben sebep olmuşum; ellerimle inşa ettiklerimin özellikle… Yıkıntıları arasında yaşamaya çalıştığım kısa süre için de olsa buna alıştığım; sonunda uzaklaştığım şehirler… Piyanist olsaydım belki kalırdım, umudum olurdu, yeniden yapılanırdım. Şehir gelişirdi benimle birlikte, yeniden… Ne çok yol bağlı birbirine eğretilemelerle. Ardımda binlerce gece ve yazdığım binlerce hece… İçimdeki karanlık bir genişliyor, bir daralıyor. Güneş bazen açıyor; ama en çok, bulutların ardından beni izliyor. Biliyorum nerde olduğumu bomboş sayfanın üzerinde belirliyorum konumumu. Gösterebilirdim oklarla, halâ bomboş olsaydı sayfa; şimdi ancak yardımcı olabilirim, çizmekte olduğum haritayla. Biliyorsanız harita okumayı, bulursunuz beni de! Başımı kaldırıp bakıyorum gökyüzüne güneşin gözlerinin içine… Neden hep yağmur yağıyor üzerime! Yaşıyorum bu gölgeler, melekler ve çözümü yazımından zor problemler şehrinde. Şehrin tüm çıkışları tutulmuş nöbetçilerce. Hoş bıraksalar da gidebilecek miyim bir yere! Ben olduğum yerde dursam da şehir kendini yenilese! Şehir kendini kaptırmış tozpembe düşlere… Başka bir şehir bulunamaz mı gerçekten? Ben nice şehirler terk ettim hepsi benimle (mi?) şimdi. Terk etmek istemiyorum bu şehri; ama biraz değişiklik gerekli…

Bilmiyorum nereye gideceğimi. Bakıyorum bomboş sayfa üzerine çizdiğim haritaya. Ne çok yol katetmişim! Arpanın boyu ne kadar? Arkamda geri dönüşü imkânsız yollar, kırık dökük, paramparça… Kapalı kapılar, açık olanlar… Değişime açık ama hazır olmayan şehir… İki yol mu var üç mü? Daha fazla olmadığını biliyorum. Baştan yapılanabilir şehir ve bana sormayabilir. O şehirde en kadar yaşanır bilinmez! Yabancısı olduğum sokaklarıyla tanışmama izin verir, o sokaklar daha fazla karanlıkta kalmaz. Yaşadığım her şeyi unuturum bu şehirde. O zaman gerek kalmaz bunca gizlenmeye. Ya da izin verecek benim gitmeme, değişmeyi istemeyecekse! Kaldı ki ben istemiyorum ikisini de! Beraber yapılandırmak benim istediğim: Tüm sokaklarını yeniden inşa etmek ve sonra şehrin göğsüne yaslayıp başımı huzur içinde yürümek…

Ne kadar güçlüydüm eskiden, ellerimle yaptığım şehirleri yıkarken kurduğum barajların yıkılışını izlerken, gözlerime dolan yaşları engellerken. Ne heybetli, ihtişamlıydım. Çelik zırhım vardı, güneşin ışıklarıyla parlayan, bakanın gözünü alan, geçtiğim, seçtiğim yollarda iz bırakan. Yine de yaralamayı başaran olmuştu beni, zırhım üzerimdeydi. Bu şehre geldiğimde… Bir gün terk etme ihtimalim olduğunu bilseydim yine de bu şehre gelirdim. En çok bu şehirde yaralandım, tek ölümcül yarayı bu şehirde aldım ama toplamadım eşyalarımı ve kaçmadım. Bu şehrin yağmurlarında ıslandım. Yağmurlar; akmayan gözyaşlarım, yanağımda bıraktığı izler dudaklarımda kalan bir tat, hayatımın haritası, sonunu bilmediğim şehir… Lovin’ you!.. Ama artık gücüm kalmadı bu belirsizliği omuzlarımda taşıyacak. Ya bu belirsizlik, şehrin tam ortasındaki bu kör kuyu beni yutacak ya da ben gideceğim…

Harita burada bitiyor, şehir hayatı devam ediyor; sokakları karanlık. Merak ediyorum, yeniden yapılanma dönemi mi başlıyor yoksa! Zırhım valizimde, hazırım yolculuğa. Bekliyorum, belki güneş açar, bulutlar dağılır geri gelmemek üzere; ama belki de yola çıkmak zorunda kalırım hiç bilmediğim bir şehrin sokaklarına, bu şehri bırakıp veya bıraktığımı sanıp ardımda. “Bu şehir arkandan gelecektir…” Farklı şeyler olsun istiyorum, koleksiyonuma bu şehri eklemek istemiyorum. Bilmiyorum, merak ediyorum, bekliyorum…

12 – 14.04.2003

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön