Kanatlan(sin)

Parlıyorsun, gökyüzünde bulmuşsun kendini bana gösterdin olduğun gibi aydınlattın gecemi ki en sevdiğim dilimi sahte zamanın en büyük güzelliği… Bu arayışın sonu yeni bir başlangıç demek. Kafesinde göğsümün kırık dökük bir taht vardı örümcek ağlarıyla kaplı. Simsiyah bir ayda kedi geldi bir anda. Var olan her şey şu anda yarın yok, hala dün çok uzakta. […]

Düş(m(üş))…

Sürünüyorum. Uçsuz bucaksız bir kum denizi… Leb-i derya evi olan biri göremez beni; adı üstünde “kum denizi”. Sen yoksun. Neredesin bilmiyorum; sürünüyorum. Güneş kavuruyor başka işi yokmuş gibi! Peki benim burada ne işim var? Neden sürünüyorum? Bilmiyorum nedenleri. Kurumuş ve dahası çatlamış dudaklarım. Sen yoksun. Neredesin? Neden, diyorum. Neden sadece yaşayamıyoruz? Sürülüyorum, yarattığım küçük bahçemden. […]

Türkü

Aralık duran bir kapıdan daha geç; zaten nasıl mümkün olsun aksi? Kapı olduğu yerde durur aralık da olmadığı yerde durmaz mı? Duran ay var mı ki? Her şey geçiyor; hiçbir şey unutulmuyor. Verilen sözler ki her biri ayrı bir enstrümanın gerilen telleri, her duyulduğunda daha tizleşiyor; yakında çıkar frekanstan. Uçak mı bu ay geçen, kaçak […]

Sonbahar Delisi

Yazmalıyım. Tek çıkar yol bu! Yazmazsam konuşmaya başlarım; kendimle ve yüksek sesle. Sonra insanlar bana deli der. Ben de virgül kullanmayı öğrenin öyle gelin derim. Okunabilir diyaloglar yazmalıyım. Ülkeler arası ikili ilişkileri geliştirmeliyiz. Sonra üçlü beşli ve yedili ilişkiler kurarız. Hürmüz asal sayıları seviyormuş anlaşılan. Üçü seven göbeğine yaslanır. Sıyırdım iyice; dibinde hiçbir şey kalmadı. […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön