Kırmızı

Adam ve elindeki silah. Başıyla duvar arasında bir seçim yapmak zorunda adam. İçindeki sıkıntının kaynağını aramaktan yorgun düşmüş, kan çanağına dönmüş gözleri. Sorularına aldığı yanıtlar hiçbir zaman yetmemiş, yanıtları koyduğu kutular artık daha fazla yanıtı taşıyamayacak hale gelmiş. Adam ve silah, elinde. Duvar bir seçim yapmak zorunda. Aynı rengi taşımaktan yorulmuş, kabuk kabuk soyulmuş yüzü. […]

Zamanın Doyumsuz Canavarı

Boş satırlar, kalbim gibi, kesiyor etimi; bir damla kan akmıyor. İçmiş bütün kanımı zamanın vampiri. Sin aşık olmuş diyorlar; haklılar, Sin aşık ölüme. Ölü’m! Dokunduğum her şey taşa dönüyor, yanından geçtiğim her çiçek boynunu büküyor. Zamanın gözyaşları süzülüyor omzumdan. Zamanın o sert, öfkeli bakışlarının ardında korkusu saklı kaybolmuş küçük bir kız çocuğunun. Bir eli bana […]

Kalem ve Beden

Neden yazdığımı bilmediğim bir yazı olacak bittiğinde. Önümde bomboş uzanan satırlar hassas dokunuşlarımı bekler gibi. Ürkek bakışları üzerimde, parmaklarım gezinirken teninde. Yay gibi gerili bedeni, yaşadığı hazzı gizlemek ister gibi. Sessizliği bozan tek şey kalemimin kağıtta gezinirken çıkarttığı ses. Sayfa gergin, bedeni gibi. Vermek istediği hazzı tutuyor içinde. Neden yapıldığı belirsiz hareketlere dönüşüyor bedenlerimizin devinimi. […]

Anlam sızı

Hiç bir şey yazmak istiyorum. Bir çok şey… Kelimelerin… Ucunda kalem imin. Edilgen tavırlı bir yer göstericinin gösterebildiği her şeyin bir listesini yapıp, beğendiklerimi işaretlemek istiyorum. Bir rol değişikliğine işaret ediyor gibi görünse de bu eylem; eylemsizlik etkisiyle değişen bir rol oluşturuyor. Ağzından çıkan her kelimeyi harf harf yazsam; harf sayısına göre bir sıra oluştursam… […]

Kediler ve Tren

Geçip giderken yakaladım, tutundum kıyısından köşesinden. Varacağı istasyon belli olmasa da hala yolda tren. Vagonlar boşalmış, yeniden dolmuş. Eski makinistin bir kız çocuğu olmuş; adını Hayat koymuş. Hayatın belirleyiciliği olsun demiş Hayat’ın hayatında. Gözleri yeniden açılmış akşamın gözlerinin ve hemen bir tarama yapmış, var mı tersi geçerli olmayan önermeler yapan, diye. Kimseden çıt çıkmıyormuş, herkes […]

Dinle, anlatıcam

Bir insanın bütün hayatını dolduracak kadar çok şey yaşadım; başka birininki için ise hiçbir şey yaşamadım. Sen ne yaşadıysan ben de onu yaşadım. Ne bir eksik, ne bir fazla. Otur dinle, anlatıcam. Ben şizofren miyim? Hayır, sanmıyorum. Peki deli miyim? Evet. Çünkü insanlar beni anlamıyor. Anlamadıklarına deli der insanlar. Ben deliyim. Otur, dinle. Anlatıcam..

Ölmek Vakti

Vakti geldi ölümün, Tatlı yüzünü avuçlarımın arasına alıp, öpeceğim seni uzun uzun ve dudaklarından bulaşan zehir alacak canımı. İçimde bir tuz zerreciği kadar bile keder olmayacak giderken; aksine engin denizler kadar coşkulu bir mutlulukla sarılacağım sana. Gözlerim son kez kapanana kadar sevişeceğim seninle ve eriyip gidecek benliğim sende, alıp götüreceksin bende ne varsa geçmişe dair […]

Ölen Korkularım

Satırlar öncesinde bıraktığımı düşündüğüm korkularımla yüzleştim bugün. Hep orada duruyorlarmış sinsice ve zayıf göründüğüm bir anımı bekliyorlarmış. Teker teker aldım karşıma ve konuştum onlarla. Deli değillerdi; ama anlayabiliyordum onları. Her biri beni ikna etmeye çalıştı faydalı olduklarına, beni koruduklarına. İspatlamalarını bile istemedim iddialarını; biliyordum yalan söylediklerini. Dedim ki, olsaydı korkunun ecele faydası, tarih yazılmazdı. İstemiyorum […]

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön