Absürdiya

Devinim, gelişim ve saldırı… Ne?den önemli olan kim!? Kimin önemli olduğunu mu merak halindeyim yoksa önemli olanın kim olduğunu belirttiğim halde bunu bir soruymuş gibi gösterip kafaların üzerinde soru işareti… Bıraktım. Kayıp değilim, tam buradayım. Nerde?den önemli olan kimde? İşte bu çatallı bir soru (mu?). Gibi görün(mek yeterli mi)üyor olsa da olmayabilir de, yetmeyebilir, kim bilir! Ufkumda batan güneş… “Tekbaşlarına da anlamlı olan kelimeler yan yana dizildiğinde, anlam derinleşip karmaşıklaşabiliyor” tarzı bir cümle okudum. Keşke ben yazmış olsaydım! Gerçi bunu, bu cümleyi okumadan önce de biliyordum ya neyse… Peki, ya değilse?! Bu da düşünülmeli! Kelimelere anlamlarını yitirtmek… Başladığımdan beri bunu yapmaya çalışmıyor muyum? Ne zaman bir şeyler anladıklarını düşündürmeye başlasam, bir virgül koymuyor muyum tam ortasına kelimelerin? Yan yana geldiklerinde anlamlarının derinleştiğini (ben) söyle(me)dim kelimelerin. Peki, ama~cım ne? O vir,gülün orada işi ne? En iyisi müzik din~lemek. Paraya tapmaktan iyidir kan~ımca! Dökmeden bazı şeyleri gerçekleştiremezsin! İz~ler bırakıyor bende de~mir hüzün yaratıyor. Zamanın hüznü kendini içimde saklıyor yaşanmamış, yaşanacak, yaşanmış, yaşanmayacak… Teker~leme yazmaya meraklı değilim. Kimseyi üzmeye de meraklı değilim. Ceza~evi kimin neden verdiğine bağlı olarak olsa da olmasa da ne gidebiliriz; belki de gidilmez. Kim bilir! Bu sabah doğacak mı? Kalem diyorum. Kalem mi var? Benim niye haberim yok!? “Bu aşk burada biter” hangi aşk nerede biter? O orada, şu da şurada mı yoksa, bu mantıkla? Nereye varacağını düşünüyorum bunun, bilmiyorum. Yorgunum, ölü değil. Gözlerim. Dolu değil. Yağmur yağdı durdu. Durmasa tuhaf olurdu. Yağ~mur. O da yağdı; yağ değildi. “Le finito” Ama hala bittiği yok. Sanat mı bu yaptığım? Anlamsız söz söyleme sanatı, diyebilir miyim? Teşekkür ederim! Ettim! Flesh and Blood. Hepsi bu kadar mı? Bir bakayım, söylerim. Her şeyi bir bakışta anlayabilecek biri değilim; ama bazı şeyler bana baktığında, ben onlara bakmıyor olsam da ya da sadece göz kırpsalar… Ne? Gözlerimi açık tutmakta zorlanıyorsam ve kolay olan kapalı tutmaksa,ki başka alternatif gösterenin elini sıkarım, neden halâ uyuyamıyorum? Gelirken, iki bira kaptım, geldim. Sonra da insanların halâ beni dümdüz okumaya çalıştığını, hep yanlış sorulara cevap aradığını gördüm. Senden sadece beni sevmeni istiyorum. Hep düşünüyorum istediğim şey bana sevgi duyman diğerlerine kapıyı göstermen-ki kapı çıkış kapısı olunca ardına kadar açık; bana kapalı, mı? Yoksa “beni sadece sev, başka bir şey yapmasan da olur” mu? Olur mu? “Lead us shadow child…” Nereye? Quo vadis? Buradan geriye bakınca ne gördüğümü, kaldı ki biliyorum sorulmadığını. Kim? Demiş: Love is stranger than the truth! So is love not reality? Çorba. Kaşarlı domates çorbası hem de! Eski kaşar alacaktım, şehirde gezerken unuttum huzurluydum. Silifkeli. Ben değil. Çok düşünülmesi gerekir. İpuçlarını veriyorum; kimsenin birleştiremediğini görüyorum. Bazı ipuçları teller olabilir harekete geçirecek bir bombayı. Dikkatli olmak lazım havaya uçmamak lazım… Ne sevinçten ne de bombadan… Bomba gibi haberlerim var, sevinçten havaya uçurabilir! Gülümsüyorum tam şu anda, bir smiley kıvamında. Bilmiyorum ki şarkının devamını da! Ne?

21.04.2003 / Pazartesi

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön