Kayıplar

Neler söylüyorum ben böyle, böyle bir şeyin olmayacağını bildiğim halde; fazla durmayacağını olsa bile! Biliyorsan bazı şeyleri getirmelisin dile! O anlar. O anlar, geri gelmesini isteyip getiremediğimiz, bir daha yaşansın isteyip beceremediğimiz…

Beceriksiz!

Efendim…

Benim efendim yok, kimseden emir almam. Adım öyle olabilir ama kimse bana emredemez! İstediğini almak! Al bakalım, şunu ben vereyim, gerisini almak için sen uğraş. Vurma ama belden aşağı! Aşağılarda bir yerde gözlüğümü düşürdüm. Kırılıyorsa değer verdiğini söylediğin, ne ifade eder elde ettiğin! Ben gözlük kullanmam ki! O başkasının gözlüğü olmalı. Herkesin bir sözlüğü olmalı. Geri dönüp almalı. İçinde, çıkar, korku, esaret olmamalı. Belki rastlarım yolda da veririm sahibine. Ama aşk olmalı, cesaret olmalı, risk olmalı. Risk almalı. Almadan yola devam etsem?

Olmaz!

Olmazsa, olmaz!

Olmazsa olmaz bana ne, deyip, çekip gitmek de mümkün, risk almaktan korkarak esaret altında yaşamak da… Ne esirler gördüm efendilerinden özgürdüler; ne efendiler gördüm, korku içinde esirdiler. Ne efendiler anlar sözlerimi ne de kendini efendi sanan esirler! Bu gözlük gerçekleri gösteriyor, çıkart o at gözlüğünü. Çıkart at içinden korkunun üstünlüğünü. Kaybetmekten korkarken kaybolmaktansa, kaybetmek iyidir, kaybetmeden kimliğini! Birisi de düşürmüş kimliğini, onu da alayım bari. Belki çıkar sahibi. Çıkar sahibi olmaya çalışmak her işte, mutlak yalnızlığı getirir beraberinde. Sürekli deşmek eski yaraları, hiçbir şey getirmez mutsuzluktan başka. Mutsuzluğunun aynası, ayrılmaktan korktuğun, yaranın aynası… Yaranın aynasında görürsün kendini ve mutlu sanırsın gördüğünü. Ancak gerçeğin aynası yüzüne tutulduğunda anlarsın, geçmiş içinde yavaş yavaş öldüğünü. Görmek istemezsin, sana gerçekleri gösteren delinin yüzünü. Delidir, saçmalar… Yalancıların tüfeklerinden çıkan saçmalar seni öldürürken, baş tacı edilir yalancılar. Bak bende gerçek gözlüğü var. Al, tak bakalım ne göreceksin! Ne göreceksin ne de görmeyeceksin bazı şeyleri. Neleri mi? Gerçek olmayan şeyleri, acını sömürenleri, seni geçmişe hapsedenleri ve tozpembeleri… Tozlar hep koyu tonlarda olur ve gerçekler ise mavi… O zaman göreceksin gerçek renkleri. Şimdikiler aptal bir oyunun sahneleri. Perde kapanmadan çık git salondan; kimse ayıplamaz, kınamaz seni. Hem salonda senden başkası yok ki! Çok geç olacak perde kapandığında. Mutlu olduğunu sanmak ne büyük yanılgı acının sarhoşluğunda, gerçeği fark edip ağlamak ne büyük acı, acının aynasını kaybetme korkusuyla. Aldanmak bir sanal gerçekliğe, acının peşinde sürüklenmek, acı sevgidir, mutluluktur diye. Bir gün uyandığında… Gün uyandığında görünür gerçekler ve düşer maskeler. O yüzden gece yapılır maskeli balolar. Yalanların sahte aydınlığı, aldatan mutluluğu ancak görünür olur gerçek gün ışığında. Senin değişmeni isteyenler “sen”in değişmesini istemez; sende olan “sen”i yaşatmanı isterler. Onun kötü bir kopyası bile olmaktan uzak halini görmek istemez seni gerçekten sevenler. Sevmeyenlerse aldananlardır görüntüye, kendini bile olduğuna inandırmayı başaramadığın, başarısız taklidine. Palyaço acının aynasında görmemeyi seçendir kendini. Sahte mutluluğu nerde görse tanır, ona karşı savaşır. Yüzündeki boyalar palyaçoya hayatı tanıtır. Gerçekten mutlu olmasını ister seyircisinin ve sadece mutlu olmasını… Onların mutluluğudur gösterisinin karşılığı; onların, yüzlerin ve belki binlerin… Yüzlerin ne demek istediğini anlar ama en çok da gözlerin… Gözlerin yalan söylemeyeceğini bilir ve ne kadar uzaktan da görse tanır aşkı gözlerde. Çünkü aşk… Ve belki… Ama neden… Her gidişin bir dönüşü, her başlangıcın bir sonu olduğu söylenir; palyaço âşıksa ve aşkı gördüyse âşık olduğu gözlerde inanmaz ne bitişe ne de dönüşe. Mutluluk hiçbir zaman boy hizasında değildir, olamaz. Acının aynasından yansıyan bir seraptır görülen yalnızca, dağılıverir en ummadığın anda. Gerçek mutluluk ise biraz daha yukarıdadır; ona ulaşmak için parmakların ucunda yükselmek gerekir. Parmak ucunda yükselirken sakatlanma riski nedir?

Bana bir saat verin her şeyi çözeyim. Bana bir saat verin de saatin kaç olduğunu bileyim. Ne yapacağım önemli mi saatin kaç olduğunu bilip? Bilip bilmeden konuşanlar sinirimi bozmuştur hep!

Bozuk sinirlerinizi getirin, yenisiyle değiştirelim. Ömür boyu garanti veriyoruz, bu yeni sinirlerle hiçbir sorununuz olmaz, tamamen deli olursunuz. Hem üç yılda bir ücretsiz servis hizmetimiz var: Düzelme gösterirseniz ayarları fabrika çıkışına döndürüyoruz. Hadi gelin, hepinizi bekliyoruz.

Kontrolsüz güç, güç değildir!

Peki nedir?

Güçtür, zorluk yani. Gücünü kontrol edemiyorsan başın belada demektir. Çok kişiyi yaralayıp, bir kısmını da öldüreceksindir. İstediğini elde edeceğini düşünüyorsan bir de, yaralayacaklarını öldüreceklerini hesaba katma bile! Burayı sevmemiş, gitmek istiyormuş, bırak gitsin, cehennemin dibine kadar yolu var! Biz eğleniyoruz, bencilliğin ne gereği var! Hem oradan bize kart atar. Peşinden değilsin ya cehennemin dibine kadar! Kör olamazsın kullanıldığını göremeyecek kadar! Söyledim, bende gerçek gözlüğü var. Tak bakalım ne göreceksin!

Diyelim ki bir yolda gidiyorsun ve yol ilerde üçe ayrılıyor. Üç, bu ayrılığı kabullenmiyor; ama birleştirmek için de bir şey yapmıyor. Yollardan biri az ilerde bir dağa tırmanmaya başlıyor, biri bir ovadan geçiyor, diğeri göl manzaralı. Hangisinin sonunda ne olduğu bilinmiyor. Öyle durma yol ağzında, zaman geçiyor. Üç saniyen var düşünmek için ve üç de yol seçmek için. Arkan mı? Alevler giderek yaklaşıyor. Yanarak ölmek istiyorsan dördüncü saniyede de orda duruyor ol… Ve hala… Ama belki… Aşk neden… Bir şeyler oluyor bize görünmeden, olduğunu bildiğimiz, görmezden geldiğimiz. Peki, daha ne kadar görmezden geleceğiz? Kaybetmekten korktuklarımızın kimliğimizi kaybetmemize sebep olacak kadar değerli olmadıklarını ne zaman göreceğiz? Karşılık beklemeden âşık olmanın nasıl bir şey olduğunu ne zaman öğreneceğiz?

Kimlik bulmuştum gelirken, var mı kimliğini kaybeden?

25.02.2003 / Salı

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

Üste dön